varis-lazer-tedavisi-dr-mustafa-saygin
saygin-klinik-köpük-tedavisi

Varis Tedavisinde Klasik Cerrahi Yöntem

Bu tedavideki amaç toplardamarların içinde yüksek basınca yol açan, kasık bölgesinde derin ve yüzeyel toplardamarların birleşme yerindeki kapakçığın yol açtığı yetersizliğin giderilmesidir.

Teknik olarak hasta olan büyük safen veninin cerrahi olarak bağlanması( ligasyon) ve dizüstüne kadar çıkarılmasından (Stripping) ibarettir. Büyük safen veni ayak bileğinden başlar, bacağın iç yüzünde yukarı doğru ilerler ve kasık bölgesinde derin toplardamar sistemine bağlanır. Kasık bölgesinden ve dizüstünden yapılan iki ayrı cerrahi kesi ile büyük safen veni bulunur ve bağlanır(Şekil 1a, b).

Kasık bölgesinde damarın içine yerleştirilen özel bir tel (stripper) yardımıyla damar dizüstüne kadar kopartılarak çıkartılır (Şekil 1c). Bu sırasında, damar üzerinde bulunan ince yan dallar kopar ve ciltaltı dokulara kanama olur (Şekil 1d). Bu kanamaya bağlı postoperatif dönemde hastanın bacağında ağrı, şişlik ve morluk gelişebilir. Klasik cerrahi tedavinin diğer muthemel komplikasyonları: safen üzerine yapışık seyreden safen sinirinin damarla birlikte kopmasına bağlı bacakta hissizlik ve uyuşukluk, lenfatik doku hasarına bağlı bacakta kronik şişlik, insizyon skarları ve anasteziye bağlı allerjik reaksiyonlardır.

Tedaviye ek olarak aynı seasta dıştan görülen ve görüntü kirliliği yaratan varisler mikroflebektomi yöntemiyle çıkartılır. Kasık bölgesindeki kaçağa yol açan damar tedavi edilmeyip sadece dizaltındaki varisler çıkartılırsa yani yetersizlik giderilmezse hastaların yakınmaları süregelecek ve varisler kısa zamanda tekrarlayacaktır. Hastaların ameliyat öncesinde Doppler ultrason ile incelenmesi bu nedenle çok önemlidir. Diz altındaki toplardamar günümüzde çıkarılmamaktadır. Bu damar ileride yapılabilecek kalpte bir bypass operasyonu için gereklidir ve olabildiğince korunmalıdır.

Mikroflebektomi yöntemi ile, varisler üzerlerine yapılan küçük cilt kesiler sonucunda kaybedilmektedirler. Bunlar cildin doğal çizgilerine paralel olarak yapılan 2-3 mm uzunlukta kesilerdir. Bu nedenle ameliyat sonrası minimal iz kalmaktadır (Şekil 2a,b,c).

 

 

Cerrahi tedavi yan dal varislerin çokluğuna ve hastanın isteğine bağlı olarak genel anestezi, spinal anestezi veya lokal anestezi altında yapılabilmektedir. Hasta genelde hastanede 1 gün kalmakta ve ertesi gün ayağa kalkıp evine gidebilmektedir. 1 hafta dinlenme önerilmekte ancak kesin yatak istirahati gerekmemektedir. 3-4 hafta varis çorabı önerilmektedir. Kasık bölgesindeki insizyon için günlük pansuman ve antibiyotik, bu enfeksiyona eğilimli, yağlı ve nemli bölge için iyi bir koruma sağlayacaktır. Bacaktaki diğer kesiler için pansumana gerek duyulmamaktadır.

Dikişlerin alınması için operasyondan 1 hafta sonra polikliniğe başvurulması uygun olacaktır.
Günümüzde varis hastalıgının tedavisi için kullanılan endovenöz ablasyon yöntemlerine göre klasik cerrahi tedavi çok invaziv bir tedavi opsiyonu oldugu görülmektedir. Ayrıca 2009 senesinde “Journal of Vascular Surgery” dergisinde yayınlanan 12.320 hastalık meta-analizde*(1994-2007 yılları arasında yayımlanan 64 çalışma dahil edilmiş) klasik cerrahi tedavinin etkinliği %77 olarak saptanırken, cerrahi ile karşılaştırılan endovenöz lazer ablasyon tekniğinin başarı oranı %94 olarak bildirilmiştir.